MUBA Izoyapı

Site içi arama

-???-

Yalıtım Teknikleri

Yalıtım Okulu

Tasarımcı olarak yoğun bir emekle ürettiğimiz ve bilgi birikimimizin eseri olan projelerimiz yapı imal edildiğinde bizleri ne kadar mutlu ederse, kullanıcıları da sorunsuz ve işletme giderleri düşük yapılar mutlu edecektir. Proje tasarımlarımızda detay ve malzeme seçimlerimiz sorunsuz olduğu kadar imalat ve işletme giderlerini en optimal değerde gerçekleştirecek seçimlerde olmak zorundadır. Bu noktada binada ısı yalıtımı ön plana çıkmaktadır. Binalarda ısı yalıtımı önemli olduğu kadar şarttır da. Binaları bir bütün olarak ele aldığımızda temelden çatıya ısı, ses, su ve buhar dengesi yalıtımı özellikleri içinde ısı yalıtımı malzemesini seçerken en çok dikkat etmemiz gereken seçeceğimiz malzemenin ısı yalıtımını hesap değerlerinde yapması kadar ses ve su yalıtımı da yaparak buhar dengesi oluşturması ve yapının nefes almasını sağlaması da bir o kadar önemlidir.

Isı yalıtımında diğer bir etkende yalıtım için seçilen malzemenin yoğunluğu ve direnç değerleridir. Malzemenin lamda hesap edilen değerinden daha çok R (R-Value) direnç değerleri çok daha önemlidir. Çünkü seçilen malzeme imalatı yapıldığında yalıtım özelliği olarak ısı, ses, su faktörlerine karşı göstereceği dirençle gerçek performansı ortaya çıkacaktır. R direnç değerleri ise bitmiş bina üzerinde yapılan ölçüm ve test sonuçları ile belirlenebilir. Bu sebepten seçeceğimiz malzemeyi lamda hesap değerinden ziyade R direnç değeri göz önüne alarak seçersek doğru seçim yaparız.

Seçilen malzemenin işçilik tatbikindeki başarısı bizim vereceğimiz detaylarda saklıdır. Bu noktada malzeme direnci, kalınlığı, yoğunluğu ile ısı köprüsü oluşturmayacak detaylar ile çözülmelidir. Bina yalıtımı bir bütündür, temelden çatıya her noktada doğru detaylarla çözülmesi şarttır. Bunun için dikkat etmemiz gerekenleri bina bölümlerinde şu şekilde ele alabiliriz.

Temelde su yalıtımı gerçek bohçalama sistemi ile yapılmalı, ısı yalıtımı içinde toprakla temas eden döşeme betonu üzeri enaz 10 cm direnci iyi malzeme ile yüzer döşeme şeklinde yalıtılmalıdır. Toprakla temas eden döşemelerde radon gazı bina içine geçemeyecek şekilde detay ve malzeme detayı oluşmalıdır. Kanserojen olan bu gaz için önlem detaylarını maalesef projelerimizde işlemiyoruz. Duvar yalıtımı yapımında ısı, ses, su, ısı köprüsü kadar önemli olan buhar dengesinin tam olarak oluşturulmasıdır. Buhar dengesi çözümlenmemiş imalatlar yoğuşma ile binaya ve imalat sonrasında göremeyeceğimiz detaylara zarar vererek bina ömrünü azaltmakta, deprem ve yan etkilerine karşı da olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Binada duvar ısı yalıtımı ısıtılan veya soğutulan mekanlarda ısının kaçmaması için yapıldığından amaç mekanın havasını ısıtmak olmalıdır. Yoksa bina kitlesini ısıtıp soğutmaya çalışırız ve istediğimiz tasarrufu da sağlayamayız. Ayrıca sorunları sonradan çözmeye çalşımamız da çok pahalıya mal olacaktır. Binada iç duvarların yalıtılması da ön maliyeti sanıldığı gibi fazla artırmaz. Faydası ise dengeli ısı ile iç mekan konforu vererek ısı sistemimizde kollektör yaparak yalnız istediğimiz mekanı ısıtıp soğutmamıza olanak sağladığı gibi iç mekanlar arası ses yalıtımımızı da birlikte çözme olanağı verir.

Döşemelerde yalıtım ise yine bir bütün olarak ısı, ses, buhar dengesi olarak düşünülmesi gerekir. Çağımızda ısı sistemlerinin merkezi sistemlerden münferit sistemlere geçmesi ısınan havanın üst katlara geçmemesi için kat döşemelerinin yalıtımının da tam olarak yapılması gereğini doğurur. Doğru malzeme seçimiyle hem ısı hem de ses izolasyonu ve buhar dengesi birlikte sağlanabilir. Bu konu ile birlikte düşüneceğimiz ikinci faktör de bu kat döşemelerinin hafif malzemelerden olması gereğidir. Hafif ve yalıtımlı döşemeyi birlikte çözebilmekse yapı maliyetlerini azaltacaktır. Döşemelerden geçen temiz ve pis su tesisatları ile ısı tesisatlarıda iyi yalıtım yapılabilmeli ses ve ısı yalıtımı birlikte çözüme kavuşmalıdır. Çatılarda da yalıtımı bir bütün olarak çözmemiz gerekir. Isı köprüsü olmaması gereken ve kat döşemelerinden daha çok su ve buhar dengesini ilgilendiren bu imalat alanlarında kullanılabilir alanlar olması da yapı maliyetlerini düşürür.

Çatı üzerinde enerji elde edilmek gayesiyle yapılan paneller ve iletişim gayeli malzemelerin kablo kanalları yalıtım kanallarından indirilebilir olması da önem kazanır. Binalarımızı koruyan şapkalar olan çatılarımızı bu kriterleri karşılayan malzemelerle yalıtmamız maliyetlerimizi düşürdüğü gibi ilerideki onarım bakım ve işletme maliyetlerimizi de düşürür. İyi yalıtılmış binalar inşaat maliyet ve işletme giderlerini düşürdüğü gibi doğal dengede CO2 emisyon değerlerini de düşürerek küresel ısınmaya olumlu katkılarda bulunur. Isı yönetmeliklerini yerine getirecek kadar yalıtılmış 140m2 kullanım alanı olan bir yapıda ısıtma enerjisi kullanımıyla yılda 3.7 ton CO2 emisyonu havaya verilmektedir. Çevreci doğaya minimum zararı verecek binalarda ancak gerçek yalıtım yapılmış binalar olacaktır. Dünyada gelişmiş ülkelerin hedeflediği ve üzerinde geniş araştırma ve denemeler yapılan gerekli enerjisini kendi üreten ve tutabilen yapılar bizim de hedefimiz olmalıdır. Böyle binalarıda ısı kaçaklarını minimuma indiren gerçek yalıtımla yapabiliriz.

Yapı malzemelerini tarihi insanlığın ilk yerleşik düzene geçişiyle birlikte başlıyarak çevresinde bulunan ve kolay imal edilebilir ahşap ve taş ile başlıyarak toprak ve volkanik kökenli hammadelerle masif tuğla, sıva ve harç malzemeleri ile gelişmiş ve cam, seramik malzemelerin katılımıyla devam eden süreçte sanayi toplumu olma yolu ile de çelik ve beton malzemelerin imalatı ucuzlatılarak doruk noktaya gelebilmiştir. Günümüz imalat teknolojileri ile detayda çok fazla yapı bileşenleri imal edilmekte ve kullanılmaktadır. Burada konumuz olan yalıtım malzemelerinin sınıflandırılmasını günümüzde yaygın olarak kullanılan malzemelerden örnekle ısı yalıtımında malzeme seçimini şu şekilde özetleyebiliriz.

1- Lifli malzemelerle yapılan yalıtım malzemeleri. Bunları ahşap ve ahşap katkıları ile yapılan hammadeler, selüloz katkılı maddeler, saman ve kamış gibi içi hava boşluklu odacıklı malzemelerle yapılan imalatlar ve buna benzer malzemeler olarak tanımlıyabiliriz.

2- Taş, toprak ve volkanik kökenli malzeme türevleri ile yapılan tuğla, bims, gazbeton, perlit elemanları ile zararları dolayısiyla şuan kullanılmayan asbest levhaları ile, ayrıca silis kaynaklı hammaddelerle yapılan camyünü, taşyünü gibi maddeleri tanımlayabiliriz.

3- Fosil kökenli petrol ve türevleriyle imal edilen XPS (ekstürüde polistren), EPS (expanded polistren), Poliüretan (genleşen köpük) gibi imalat maddelerini sayabiliriz. Bu sınıflandırma içerisinde malzeme seçiminde üç unsuru göz önünde tutarak seçim yapmalıyız. Malzemenin direnç değerleri, malzeme kalınlığı ve yoğunluğu bize seçmiş olduğumuz malzeme ile elde edeceğimiz performansı verir. Bu kriterler ışığında lifli malzemeler direnç değerleri ve ısı iletkenliklerine bakıldığında yalıtım malzemesi olarak fazla tercih görmezler. Bir de bu malzemelerin birim fiyatları diğer malzemelere göre oldukça yüksektir. Buna göre ana yalıtım malzemesi yanında tabii malzeme oldukları için destek yalıtım malzemesi olarak kullanımları doğru sonuç verir. Bir de dikkat etmemiz gereken yalıtım malzemelerinin imalat ve tatbikinde az enerji ve işçilikle üretim yapılabilmeleri ekolojik olmaları ile tabiata ve insana zarar vermemeleri ve fiyatına karşılık işletme maliyetlerini kısa sürede amorti edebilmeleridir. Bu üç kategoride ısı iletiminde (R) direnç performansı en yüksek malzemeler petrol türevi malzemelerdir. Bunu aşağıdaki değerlerde görmemiz kolaydır.

Camyünü R=2.5, Perlit R=2.7, Taşyünü R=2.8, XPS ve EPS R=3.8, Poliüretan köpük R=5.8 olarak direnç değerleri verirler. Bu malzemeler içinde camyünü, taşyünü ve perlit ısı direnci oldukça iyi olmakla birlikte su emme dirençleri olmadığı için ayrıca ek malzemelerle su direncine karşı korunmalıdır. Buda ek masraf ve işçilik gerektirir. Geriye kalan XPS, EPS, poliüretan malzemelerde ise XPS malzeme CFC (klora flora karbon) gazları ile imalat yapıldığından ve bu gazların ozon tabakasına zarar vermesinden dolayı ve imalatından itibaren bu gazları 5-6 yıl gibi bir sürede bünyesiden ancak atabilmesi sebebiyle bu gazları atarken yüzey gerilmesinin yarattığı rötre çatlakları olabilmektedir. Ayrıca XPS imalatlar düz ve kanallı Levha olarak 28-30 yoğunlukta imalata uygundur bu yoğunluk özelliği ile de fiyatları EPS malzemeden pahalıdır, ayrıca kalıp içerisinde değişik form ve harekette imalatı yapılamamaktadır.

Poliüretan köpük malzemeler ise en yüksek ısıl dirence sahip olmakla birlikte genel tatbiki püskürtme yöntemi, boşluk doldurma yöntemi ve düz panel levha olarak tatbikleri olduğundan daha çok montaj ve boşluk doldurmada kullanılmakta olup, cephe yalıtımında püskürtme yönteminin tatbiki yaygındır. Bu uygulamanın mahsuru ise aynı kalınlıkta ve düzgün bir yüzey elde edememektir.

Son olarak EPS (expanded polistren) genişleyen polistren malzemeler ihtisas alanım olduğu için çok geniş anlamda bilgi verebilmem kabildir. EPS ile her tür şekil kalıba alınabilir ve 10-36 yoğunlukta imal edilebilir, kapalı gözenek yapısı sayesinde ıslanmaz kapiler su geçirgenliği yoktur ve suya karşı higroskopik (emici) değildir. Ekonomik Yalıtım malzemesidir. Gerçek performansını daha düşük maliyetle sunar. Sonsuz ömürlüdür, bina durdukça yalıtım görevine ilk günkü gibi devam eder. Kalınlığı zamanla incelmez, sabit kalır. CFC ve türevleri gazları ihtiva etmez, çevre dostudur.

Eps Malzemelerin 16=KG/M3 densitenin (yoğunluğun) altında ve B1 standardı olmayan malzeme ile imalatının yapılması ve kullanılması doğru değildir. Çünkü 16 KG/M3 yoğunluğun altındaki malzemeler zamanla bağlarını çözerek yalıtım özelliğini kaybetmekte ve B1 standardı (zor alev alma özelliği) da yapılarda yangın şartnamelerine uyum özelliği olarak gereklidir (Avrupa Birliği standartlarına göre 16 yoğunluk ve üzerinde B1 standardında EPS malzemeler kullanmak mecburiyetindeyiz).

* EPS malzemenin yangın yönetmeliklerine göre sınıflandırması:

''A'' yanıcı olmayan bir maddeyi belirtir. Örneğin taşıyıcı konstrüksiyon için Beton A1 olarak kabul edilmektedir.

''B'' yanıcı olan bir maddeyi belirtir. B1,B2,B3 olarak kendi arasında sınıflandırılır. B1 zor alev alma özelliğini belirtir. Yani alev kaynağı uzaklaştırıldığında birkaç saniyede alevin kendiliğinden sönmesi özelliğidir. B2 normal alev alabilen malzemelerdir. Örneğin taşıtıcı konstrüksiyon için ahşap B2 normal ateş alan sınıf olarak kabul edilmektedir. B3 ise kolay alev alabilen malzeme özelliğidir.

''F'' yangında dayanıklılık sınıfını ifade eder. F30, F90 ifadesi bir inşaat bölümünün 30 ve 90 dakika boyunca yangına maruz kaldığında ayakta durabilme emniyetini ifade eder. Eps (Expanded Polystrene'' Genleşen Polistren malzeme'') Yangın sınıfı özellikleri olarak B1 (zor ateş alma özelliği) olan malzemelerdendir. Yani ateş kaynağını uzaklaştırdıktan sonra kendiliğinden sönme özelliği olan malzemedir. MU-BA İZOYAPI sistemi imalatında kullanılan EPS malzeme bu grup malzemedir.

* İZOYAPI çirozlu 25 cm kalıpta (15cm beton hücresi) ve 35cm kalıpta (25cm beton hücresi) duvarlarında yangın sınıflandırması ''F90-AB'' olarak sınıflanacaktır. Duvar dışı 5-10mm ve 160gr fileli kimyasal yalıtım sağlayan sıva ile kaplanır (A1 Sınıfı), duvar içi ise 1-2cm ve 75gr fileli alçı sıva veya 1-2cm kimyasal yalıtım sağlayan sıva (A1 sınıfı) ile kaplanır.

* İZOYAPI bina kat asmolenlerinde F90-AB olarak sınıflanacaktır. Dolgu asmolen üzeri 5-7cm tapping betonu +5cm tesviye şapı altında (tavan) 1-2cm fileli Isı yalıtımı sağlayan kimyasal sıva (A1 sınıfı) ile kaplanır.

İmalat teknolojisi polistren hammaddesi istenen yoğunluğa göre önce ön şişirmeye tabi olur ve silolara alınarak birkaç gün dinlendirilir. Baskı yapılırken ise makinaya bağlanan şekil kalıbına silolardan dinlenmiş malzeme emilerek alınır ve buhar ile pişirmeye tabi olur. Bu arada pentan gazı ön şişirilmiş tanecikleri birbirine bağlarken taneciklerin içinde hapsolur. Vakum ve iticilerle kalıptan boşaltılan imal olmuş malzeme içindeki taneciklerin içinde olan pentan gazı yerinine kuru hava alarak malzemeyi terkeder. Bu şekilde malzemedeki her şişirilmiş tanecik içerisinde %98 kuru hava bulunan birbirine bağlanmış malzeme yapısını bal peteği formunda oluşturur. EPS malzemenin 16 yoğunluğun altında üretilmesi ve satışı doğru değildir. Çünkü 16 yoğunluğun altında tanecikler birbirine olan bağlarını zamanla bırakarak çözülmekte ve malzeme yalıtım özelliği yok olmaktadır. Ayrıca yangın sınıfı olarak yapılarda kullanılacak bu tip malzemeler B1 normunda yani alev yürütmeyen normda olmak zorundadır. İmalatçılar kendilerinden bu sorulmadığından dolayı B1 normlu malzeme üretme gereğini duymuyorlar (B1 normu malzemeye ek fiyat farkı koymaktadır).

Zemin ile yani toprak ile temasta olan döşemeler dış hava ile temasta olmadıkları düşünülerek ısı yalıtımına karşı önem verilmediği ülkemizde gözden kaçan yalıtımın bir bütün olması gereği ve yalıtımın bir hacmi küp gibi düşünerek her yüzeyinin gerçek değerlerde yalıtılmasının şart olmasıdır. Zemin yalıtımında ayrıca düşünülmiyen yan faktörlerden radon gazına karşıda yalıtım da şarttır. Radon gazı topraktan oluşan ve mekanlarımıza alındığında kanserojen özelliği ile tehlikesi olan bir gazdır. Yoğunluğu yüksek kapalı gözenekli yalıtım maddeleri ile bu gazı önleme olanağımız vardır.

Zemin yalıtımı yüzer döşeme olarak tatbik edilmeli ve üzerine gelecek şap ve kaplama yüklerine karşı yüksek yoğunluklu malzemeyle yapılmalıdır. Zemin yalıtımı duvar yalıtımı ile ısı köprüsüz bağlanmalı kat döşemesi yalıtımı ile de bütünleşmelidir. Ancak tarif edilen uygulama şekli ile mekanın havası ısıtılarak bina kitlesi ısıtılmadığı için yakıt tasarrufu %60 ile %85'e kadar sağlanabilir (yüksek yoğunluk ve yalıtım kalınlığı ile orantılı olarak). Tavsiye edebileceğim 30 yoğunluk EPS malzeme ile 10cm zemin yalıtımıdır.

Duvar yalıtımı konusunu ele aldığımızda öncelikli dış duvarların monolitik olarak kirişle zemin döşemesi arasında dış ile içi ayırıcı, bölücü bir malzeme olduğunu anımsayarak yalıtımla duvar malzememizin birlikte rijit imalatını yapabilmemiz gerekir. Bununla birlikte duvar yalıtımında en önemli faktör buhar dengesini sağlamamız ve yoğuşmayı ortadan kaldırmamız gerekir. Yapılarımızda şuanki uygulamalarımızda gördüğümüz duvara ya dıştan yada içten yalıtım yapmaktır.

Bu konuda yalıtımı eksik veya yanlış anladığımızı görmekteyim. Çünkü ya yoğuşmayı gözardı ediyoruz, yada yoğuşmayı çözmeden yalıtım yapmanın getireceği tasarrufun gerçek performansını da minimuma indiriyoruz. Ülkemizde tavsiye edilen duvarı dıştan yalıtmaktır. Peki binanın dışını yalıtarak dıştan ısının geçişini yalıtım levhasının direnci ile engellemeye çalıştık ve düşünmediğimiz faktör içerideki enerjimizle önce bina kitlesini ısıtıp soğutmaya çalışıyoruz ve içerinin sıcak veya soğuğu ile dışarının sıcak ve soğuğu yalıtım levhasının iç mekana bakan yüzünde imalattan sonra göremediğimiz bir ortamda yoğuşma oluşturuyor, yoğuşma çoğaldıkça buhar olarak yapı malzemelerinde korozyon, tuğla ve sıvalarda çiçeklenme gibi olumsuz etkiler vermektedir. Yoğuşmanın olduğu ortamda yalıtım değerleri düşer ve yalıtım hesap edilen enerji tasarrufunu yapamaz (%2 ıslanmış bir yalıtım malzemesi %9 yalıtım değerini kaybeder, %15 ıslanmış bir malzeme ise %60 yalıtım değerini kaybetmektedir).

Aynı şekilde içten yalıtımda aynı sorunları yaşatmakla birlikte ilave olarak dıştan bina kitlesi ısınıp soğuyacağından yalıtımın direnci daha düşük seviyelerde olacaktır. Duvarda daha az tatbik yapılmaya çalışılan iki tuğla arası yalıtım ise yine bize aynı neticeleri yaşatır. Bu tip uygulamaları hiç faydasız olarak göremeyiz, yalnız yalıtım değerleri düşük, yoğuşma problemi çözülmemiş eksik uygulamalar olarak tanımlayabiliriz. Gerçekçi duvar yalıtımları iki veya üç satıhlı duvar yalıtım uygulamalarıdır. İki satıhlı yalıtımda bina dıştan ve içten yalıtım malzemesi ile yalıtılır. Bu sayede yoğuşma ortadan kalkar ve iç mekan enerjimizle yalnız iç mekan havasını ısıtırız veya soğuturuz (bina kitlesini değil).

Üç satıhlı yalıtımda ise düşük enerji evleri ile pasif ev teknolojisini yapma olanaklarına kavuşuruz. Burada dıştan ve içten yalıtımın dışında aradaki tuğlada iki tuğla arası yalıtım malzemesi kullanmak veya içten yalıtım 5-6cm dıştan yalıtımsa 10-15-20-25cm gibi kullanılarak direnç değerleri çok yüksek yalıtımlarla pasif evlere kadar uygulamalar yapabiliriz. Günümüzde dış ve iç yalıtımın bir kalıp şeklinde uygulanması ile duvar elde edilirken arasına tuğla yerleştirerek işçiliği kolay rijit çalışmalar yapmakta mümkün olmuştur. Ayrı etaplar şeklindeki eski uygulamaların tek etapta bitirilmesi olanağını veren bu tip kalıp uygulamaları aynı zamanda yalıtımın birim maliyetlerini düşürürken yüksek yalıtım performansları da vererek enerji tasarruflarımızı maksimum seviyelere çıkarmaktadır.

Kat döşemelerinde yalıtım ülkemizde tatbiki çok sınırlı ve düşünmediğimiz bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Baştan beri yalıtımın bir bütün olduğunu vurgulamaya çalışmamız kat döşemelerinde de geçerlidir. Ülkemizde merkezi ısıtmadan münferit ısıtmaya geçilmiştir. Bu sebeple dahi iki katı ayıran döşemelerde ısı ve ses yalıtımı çok önem kazanmıştır. Betonarme plak döşemelerde kalıp yapılan uygulamalarda kalıp üzerine zıvanalı yalıtım plakaları koyarak beton atarsak basit olarak kat betonunu alttan yalıtırız. Üstten ise kat betonu üzerine yalıtım plakalarını yüzer şap uygulaması tekniğinde tatbikle katlar arasını yalıtırken ses yalıtımını da birlikte çözmüş oluruz. Bu şekilde kat içindeki enerjiyi de diğer katlara kaçırmayarak enerji tasarrufumuzu maksimum seviyede elde edebiliriz.

Asmolen kat döşemeleri uygulamalarımızı ise iki şekilde yalıtabiliriz.

Birinci çözüm kalıp üzeri uygulamalarda kalıp üzerine yerleştireceğimiz tuğla-bims türü asmolen dolguları yerine EPS (sert köpük) malzeme asmolen dolgularını 16 yoğunluk ve üzeri F normu asmolenler kullanarak katlar arasını yalıtabiliriz. Kalıp üzeri uygulamanın eksik yönü asmolen ara kirişleri betonu alttan yalıtıma tabi olmadığından ısı köprüsü oluşur ve eksik uygulama yapmış olmakla birlikte yine de yalıtıma ilave kat döşemesi zati yükünü 30 kat düşürmüş oluruz ve katlı binalarda kolon, kiriş, temele kadar büyük tasarruflar sağlarız.

Döşeme kalıbı kullanmadan yapılan asmolen döşeme uygulamaları ise döşeme imalat maliyetlerini kalıp malzeme ve işçiliklerini tasarruf ettirdiğinden neredeyse yalıtımın kendisini bedavaya getirmektedir. Çünkü bu tip yalıtım elemanları modüler olarak birbirine geçirilerek geçilecek iki mesnet arası açıklığa göre şantiyede prefabrik hale getirilir ve iki mesnet arasına prefabrik elemanlar olarak dizilerek döşemeler kendiliğinden oluşur. Üzerinde insan yüklerinin çalışmasına müsaattir. Bu safhadan sonra yaklaşık 2m ara ile asmolen ters istikametinde aşık ve dikme desteklemesi yapılarak (döşeme demir, beton yükü sehimine karşılık) asmolen döşeme demir yerleşimi yapılarak beton atımı yapılır. Katlar arası ısı köprüsü olmadan 20-25-30cm yükseklikte yalıtımla hesap değerlerinde ısı ve ses yalıtımı çözülmüş, yalnızca mekan havasını ısıtıp soğuttuğumuz imalatları kalıp kullanmadan yapma olanağına sahip oluruz. Gelişmiş ülkelerde bu tür yalıtım elemanları fazlaca talep görmektedir.

Çatı yalıtımınıda yalıtımın bir bütün olması ilkesi ile ele aldığımızda katlı binalarda son kat döşemesine binen çatılarda çatı içini kullandığımızda yalıtımı çözmemiz iki şekilde olabilir;

Çatı eğimindeki plak veya asmolen döşemeler katlar arası döşeme yalıtımı prensipleri ile aynıdır. Ahşap içi kullanım alanı olan çatılarda ise yanlış uygulamalar çoğunluktadır. Birkere içi kullanılacak ahşap çatılarda çatı ahşap elemanları sehim, kar, rüzgar yükleri dikkate alınarak hesap edilmeli ve kesitleri ona göre tayin ederek çatı konstrüksüyonu imal edilmelidir (kullanılan çatı içi mekanlarında mekan içinde dikmelerde istenmez).

Isının en fazla kaçmaya çalıştığı çatılarda direnç değeri yüksek 20cm ve üzeri yalıtım gereksinimi vardır. Ayrıca ısı köprüsü kesinlikle olmayan detayda buhar dengesi olan kiremit altı havalandırma detayı çözülmüş çatılar yalıtım olarak değerlidirler. Bu sebeple mertek üzerinde de bir katmanı olan yalıtım elemanı çözümleri düşünülmelidir. Yalıtımın üzerinde buhar dengesi yaratacak ve su geçirimsiz olan malzeme kullanma mecburiyeti vardır. Buhar dengesi üzerinde çatı eğimi istikametinde kadron çıtası kullanılmalı bu çıtalara ters yönde kadron çıtalarınada kiremit cinsleri monte edilmelidir. Ayrıca mahyaya yakın noktalarda havalandırma kiremiti kullanarak kiremit altı hava sirkülasyonu da sağlanmalıdır. Çatılarda kiremit üzeri güneş enerji panellerinin enerji boruları ve iletişimle ilgili malzemelerin kabloları çatı yalıtımında yalıtım kanallarından indirilerek enerji kayıpları yok edilmelidir.

Yalıtımı bir bütünlük içinde düşündüğümüzde yalıtıma harcayacağımız para tasarımcı olarak bizlerin doğru detay ve malzeme seçimlerimizle ön yatırımda ekonomik yalıtım maliyetleri vereceği gibi kullanıcılara kişisel tasarruf ve ülke ekonomisine toplamda tasarruflarla ileriki yıllarda ısı yalıtım yatırımlarımızı 3-5 yıl gibi kısa sürelerde amorti edecek ve sürekli tasarrufa dönüşecektir. Yalıtım ve nasıl tasarruf edebiliriz olgusunu yapı sektörüne proje ve tasarımlarımızla yön veren biz mimarlar olarak bu olguyu doğrularıyla anlatarak büyük katkılar sağlıyabiliriz.

Düzenleyen: Mimar Adnan Nedim Tarım ( www.mubaizoyapi.com) Kasım 2007.

MU-BA İZOYAPI isim tescilli ve PATENTLİ bir ürün olup; sitemiz içeriğindeki bilgi ve resimlerden izinsiz olarak kopyalama ve alıntı yapılamaz.


-???- | -???-